ATIŞTIRMALIKLAR
Karanlık Gökyüzü, Yüzeysel İlişkiler
Dolunay gecesi…
Gökyüzü İstanbul’da pembe değil. Kapkaranlık ve yağışlı.
Sanki yukarıdan birileri insanlığın üzerine ağlıyor… ve aynı anda şifalanmamız için dua ediyor gibi.
Gökyüzü bize her daim şifa kapılarını açık tutuyor.
Ama insan, farkındalığını genişletmedikçe kendi şifasını yaratamıyor.
İnsan… Adem ve Havva’nın çocukları.
Birinden 23 kromozom, ötekinden 23 kromozom taşıyan yeryüzü kullarıyız.
Peki bu kullar, yeryüzündeki vakitlerini ne için kullanıyorlar?
Bilmiyor musunuz?
İnsanların büyük bir kısmı “kolay haz” peşinde koşuyor.
Tüm ihtiyaçlar gibi cinsellik de bir ihtiyaç.
Ama rastgele, yüzeysel, “fast food” bir cinsellik… gerçekten içimizdeki boşluğu doldurabiliyor mu?
Nasıl ki glutenli, paketli gıdalara elinizi bir kez sürdüğünüzde yedikçe yiyesiniz gelir…
Bir bakmışsınız fark etmeden bağımlısı olmuşsunuz…
İlişkiler de böyle.
“Fast food” ilişkiler ve cinsellik, aynı abur cubur tadını bırakıyor ağızda.
Araştırmalar gösteriyor ki;anlık haz veren davranışlar dopamin sistemini hızlıca uyarır, fakat bu haz kalıcı doyum yaratmaz.
Bu yüzden kişi aynı hissi tekrar tekrar yaşamak ister… ama hiçbir zaman gerçekten doymuş hissetmez.
Bağ kurmaktan, kaliteli zaman geçirmekten o kadar uzaklaştık ki…
derinliğin ne demek olduğunu unuttuk.Random ilişkiler, yüzeysel bağlar, açık saçık konuşmalar…Yuvarlanıp önümüze düşüyor.
İlişki paternleri değişiyor.Bizim neslimizde yaşanan ayrılık acısı, özlem, derin bağ travmaları…
yerini artık bambaşka şeylere bırakıyor.
Bugün insanlar,“ghosting yaptı”,“mesajıma dönmedi”
diye travma yaşıyor.Çünkü bağ yok.
Bağ olmayınca kayıp da gerçek olmuyor… ama boşluk büyüyor.
Psikolojide buna bağlanma yoksunluğu denir.
İnsan bağ kuramadıkça yüzeyde kalır, ama iç dünyasında derin bir eksiklik hissi taşır.
Biricik eril enerji…
havuzda dişil çeşitliliği arttıkça, her dişilin kendisini beklediğini sanıyor.
Ve bir süre sonra buna gerçekten inanmaya başlıyor.
Hal böyle olunca…
Mesele sadece “kolay ulaşılabilir haz”a dönüşüyor.
Bağ kurmaya kimsenin vakti yok.Ama “kolay olan”a herkesin vakti var.
Oysa insan,ancak bağ kurduğunda dönüşür.
Ancak derinlikte kendini tanır.
Yüzeyde kalan her şey…bir süre sonra aynı tadı verir.Ve insan, en çok da bu tatsızlığın içinde kaybolur.
Beleş cinsellik geçici bir doygunluk hissi verir… ama ruhun açlığını doyurmaz; sadece biraz daha derine gömer.
Neslihan