İÇİNDEKİ VAHŞİ KADIN UYANMAK İSTİYOR

Kendi vahşiliğinden korkma,çünkü yaşam enerjisi tam orada yaşar. İnsanın içinde evcilleştirilmemiş bir tarafı vardır.Ham, saf, içgüdüsel ve canlı.Çoğu insan hayatı boyunca bu tarafını bastırmayı öğrenir.

Toplum, kurallar, korkular ve alışkanlıklar içimizdeki o vahşi yaşam enerjisinin üzerine bir örtü çeker. Oysa yaşamın gerçek itici gücü tam da oradadır.

İçimizdeki o vahşi ve ham enerji yaşamın kendisidir.

Doğanın enerjisi gibi… durdurulamaz, akmak isteyen bir güç.

Bu enerji çoğu zaman cinsel enerji olarak deneyimlenir. Ancak seks enerjisi yalnızca fiziksel bir dürtü değildir; aynı zamanda yaratıcı yaşam gücüdür.

Aynı enerji yeni bir hayat yaratabilir.

Aynı enerji bir sanat eserine dönüşebilir.

Aynı enerji insanın kendini yeniden doğurmasına sebep olabilir.

İnsan bedeninin gevşemesinin ve zihnin çözülmesinin en güçlü yollarından biri orgazmdır. Çünkü o anda beden, zihin ve enerji kısa bir süreliğine tamamen teslim olur.

Bu teslimiyet, insanı kendi ham doğasına yaklaştırır.

Kadınlar için bu enerji ayrıca Ay’ın döngüleriyle derin bir bağ taşır.

Büyüyen Ay, Dolunay ve küçülen Ay…

Gökyüzündeki bu ritimler, kadının iç ritmiyle yankılanır.

Ay’ın değişen yüzleri kadının içindeki vahşi kadın arketipinin kapılarını aralar. Bu döngüler takip edildiğinde kadın, içindeki o özgür ve ilkel doğayla yeniden buluşur.

Çünkü vahşi olan şey kaotik değildir.

Vahşi olan şey doğaldır.

Seks enerjisi de böyledir.

Hamdır.

Çiğdir.

Ama aynı zamanda yaşamın en güçlü yaratıcı yakıtıdır.

Öğrenmemiz gereken şey bu enerjiyi bastırmak değildir;

onu akıtmayı, yönlendirmeyi ve yaratıcı bir güce dönüştürmeyi öğrenmektir.

Yaşam enerjisi bastırıldığında insan donar.

Ama akmasına izin verildiğinde insan yaratır, dönüşür ve yeniden doğar.

Çünkü insanın en büyük gücü, içindeki vahşiliği bastırmak değil; onu bilinçle sahiplenmeyi öğrenmesidir.

Nesliji