ZİHNİN DÜŞÜŞÜ
ZİHNİN DÜŞÜŞÜ
Herkesin yürüdüğü yollar farklı.
Bazen aynı yolları farklı zamanlarda yürüyüp birbirimize denk gelemiyoruz.
Üst sokağında oturan insanla bile yıllarca karşılaşmıyorsun.
Sistem, bizi kendi bildiği yollardan ayırıyor.
Sistem bizi bu kadar net ayırıyorken,biz neden o yolları tekrar tekrar bir araya getirmek için çabalıyoruz?İnsanları hayatımızda tutmak için neden bu kadar ayak diriyoruz?
Biten bitmiş, giden gitmişse…
Yeni bir alan açılmışken, insan neden kendi boşluğunu hâlâ eskiye tutunarak doldurmaya çalışır?Aslında yürüdüğümüz fiziksel yollar gibi, içimizde yürüdüğümüz bir de ruhsal yolculuk var.
Ve bu yolculuk, tüm yürüyüşlerimizle paralel ilerliyor.
Bu yolculuk herkesin kendi imzasını taşır.
Birimiz önce başlar, birimiz sonra… fark etmez.
Ama o yolculuk başladıysa, artık geri dönüşü yoktur.
Bir süre sonra, ayağımızın altında yürüdüğümüz yolları
ruhsal yolculuğumuz şekillendirmeye başlar.
Farkındalığımız genişledikçe, dünya ananın üzerindeki adımlarımız değişir.
Yüzeysel anlayışlarımız, yerini daha derin bir kavrayışa bırakır.
“İnsan, gördüğünü değil; fark edebildiğini yaşar.”
Ama bu anlayış derinleşmişken bile…
insanın bir şeyi oldurma dürtüsü, hayal kırıklığı ve duygusal dalgalanmaları devam edebilir.
Bana da bu satırları yazdıran, anlık bir düş kırıklığı aslında.
Mevzunun benimle ilgili olmadığını bildiğim hâlde,
“düşümün düşmesi” hâli bana kendi meselelerime bakmam için bir alan açıyor.
Dümdüz, net iletişirken bile insan;
kendi duygu dalgalanmalarına bağlı olarak en basit bir şeyden düşebiliyor.
Düşmek de kalmak da insana ait…
Ama orada ne kadar kalacağımız, bizim seçimimiz.
Merkür zihnimizdir; dualitemiz, zihnimizin çalışma şeklidir.
Balık burcunda bana hep duygusal, karanlık dip sularda yüzmeyi bahşetti.
Kendi yüzeyselliğim ve derinliğim arasında inip çıktım.
Hal böyleyken, içimde duygusal med-cezirler yaşanması bana çok normal geldi.
Sonuçta Merkür’ün Balık burcundan eninde sonunda çıkacağını bilmek,
bu dalgaların da geçici olduğunu hatırlattı bana.
Mars’ın Balık’taki hareketi ve Merkür’ün hâlâ Balık burcunda, benim 8. evimde ilerliyor olması,
duygusal dalgalanmalarımda gözle görünür bir etki yaratıyor.
Dışarıdan bakıldığında küçük görünen bir şey,
benim içimde bazen bir ölüm-kalım savaşı olabiliyor.
Ama işte tam da burada…
Tüm spiritüel bilgilerin üzerine astroloji bilgisini eklediğinde,
hayatın bu dalgalı hâlinin içinden geçmek daha anlamlı, hatta daha keyifli oluyor.
Her gökyüzü geçişine farkındalıkla yaklaştığında,
ne kadar zorlayıcı olursa olsun,
insanın kendi içindeki hazine sandıklarını açması için bir fırsat doğuyor.
Acı ve mutluluk el ele yürüyebiliyorken…
biz neden kendimizle el ele yürüyemeyelim?
Xo